AB mahkemesi Macaristan’ın LGBT karşıtı yasasının Birliğin temel değerlerini ihlal ettiğine hükmetti

Avrupa Birliği Adalet Divanı 21 Nisan’da, Macaristan’ın 2021 tarihli ve reşit olmayanların eşcinsellik ile trans kişiler hakkındaki içeriklere erişimini sınırlayan yasasının AB hukukunu ve Birliğin temel değerlerini ihlal ettiğine hükmetti. Karar, C-769/22 sayılı dava için yayımlanan ABAD basın açıklamasında yer aldı; haberi The Guardian da aktardı.

Dava, Viktor Orbán hükümeti döneminde 2021’de kabul edilen sözde çocuk koruma yasasıyla ilgiliydi. Bu yasa, okullarda eşcinsellik ve trans konularını içeren materyalleri yasakladı; ayrıca televizyon programları, filmler ve reklamlarda bu tür içerikleri saat 22.00’den önce sınırlandırdı. Eleştirmenler bu yasayı daha önce Rusya’daki «propaganda» yasasıyla karşılaştırmıştı.

Mahkeme, Macar kurallarının LGBT kişileri, buna cisgender olmayan kişiler de dahil, damgaladığını ve marjinalleştirdiğini, ayrıca onları fiilen pedofili suçundan mahkûm edilmiş kişilerle ilişkilendirdiğini belirtti. Mahkemeye göre bu durum insan onurunu, ayrımcılık yasağını ve çocukların, geniş kamuoyunun ve hizmet sağlayıcıların ifade ve bilgi alma özgürlüğünü ihlal ediyor. Yasa ayrıca AB’nin veri koruma kurallarını da çiğniyor.

Mahkeme Budapeşte’nin çocukları koruma ve ulusal kimlik gerekçelerini de reddetti. Bir üye devletin, bir yasa Avrupa Birliği’nin dayandığı değerleri zedeliyorsa ulusal kimliğe dayanamayacağını söyledi. Aynı zamanda mahkeme, bir üye devlete karşı açılmış ihlal davasında ilk kez Avrupa Birliği Antlaşması’nın 2. maddesinin ayrı bir ihlalini tespit etti. Bu madde insan onuruna saygıyı, demokrasiyi, eşitliği, hukukun üstünlüğünü ve azınlık haklarını sıralıyor. Macaristan’a kararı gecikmeden uygulaması ve hem kendi yargılama giderlerini hem de Avrupa Komisyonu’nun masraflarını ödemesi emredildi.

Bu karar, 12 Nisan 2026 seçimlerini kazanan ve görevi mayısta devralması beklenen Péter Magyar’ın kuracağı hükümet için ilk hukuki sınavlardan biri olacak. Magyar, dondurulmuş AB fonlarını geri getirme sözü verdi; bu fonların bir kısmı LGBT karşıtı yasa nedeniyle askıya alınmıştı. Ancak finansmanın büyük bölümü başka nedenlerle, özellikle akademik özgürlük üzerindeki baskı, iltica hakkı ihlalleri, yolsuzluk ve yargı bağımsızlığı konusundaki endişeler nedeniyle donduruldu. Magyar şimdiye kadar Orbán döneminde getirilen LGBT karşıtı önlemleri kaldırıp kaldırmayacağını söylemedi. Macaristan hükümeti, haber yayımlandığı sırada karara kamuoyu önünde yanıt vermemişti.

Avusturya, Fransa, Almanya ve İspanya’nın da aralarında bulunduğu 16 AB üyesi ülke ile Avrupa Parlamentosu, Avrupa Komisyonu’nun Macaristan’a karşı açtığı davaya katıldı. Hollandalı Avrupa Parlamentosu üyesi Tineke Strik, yeni hükümetin hukuk devleti reformlarının merkezine LGBT topluluğunun haklarının tam olarak geri verilmesini koyması gerektiğini söyledi. Macar örgütü Háttér kararı önemli bir dönüm noktası ve tarihî bir zafer olarak nitelendirdi; temsilcisi Eszter Polgári ise mahkemenin hiçbir devletin LGBT kişileri damgalama yoluyla dışlayamayacağını açık biçimde gösterdiğini söyledi. ILGA-Europe da Macaristan’ın Orbán sonrası döneme hem bu yasayı hem de Onur Yürüyüşü yasağını kaldırmadan giremeyeceğini belirtti.