İtalyan Piskopos, Katolik Kilisesi'ni LGBT Bireylerin Onurunu İade Etmeye Çağırdı

Roma’da LGBT bireylere hizmete adanmış Katolik pastoral çalışanlarının ilk ulusal konferansı gerçekleştirildi. New Ways Ministry ’nin haberine göre, İtalya Piskoposlar Konferansı Başkan Yardımcısı Francesco Savino toplantıda, kilisenin queer cemaat üyelerine yaklaşımını kökten değiştirmesi gerektiğini belirtti.
“Homo-Afektif ve Transgender Bireylerle Pastoral Hizmette İyi Uygulamalar” başlıklı etkinlik 4 Eylül’de İsa Cemiyeti (Cizvitler) Genel Merkezi’nde gerçekleşti. Konferans, LGBT Katoliklerin ve ailelerinin entegrasyonu ve onlara yardım edilmesi konusundaki deneyimleri paylaşmak üzere ülkenin farklı bölgelerinden yaklaşık iki yüz katılımcıyı ve on piskoposu bir araya getirdi.
Cassano all’Jonio Piskoposluğu Piskoposu Francesco Savino yaptığı konuşmada, Katolik Jübilesi sırasında LGBT bireylerle iletişim kurmanın kendisi için görüşlerini tamamen değiştiren gerçek bir aydınlanma olduğunu belirtti. “Ben dinimi değiştirdim (dönüştüm). Óscar Romero şöyle derdi: ‘Halk beni dönüştürdü’. Olayların, zamanın işaretlerinin, insanların, onların hikayelerinin ve yüzlerinin bizi dönüştürmesine izin vermeliyiz” dedi.
Savino, kısmen kilise vaazları nedeniyle de LGBT bireylerin ellerinden alınan onurlarının iade edilmesinin aciliyetini vurguladı. Piskopos, kuru “örgütsel” çalışmalardan, canlı iletişime ve ilişkilere dayalı “üretken” bir pastoral uygulamaya geçilmesi çağrısında bulundu. Savino, “Kilise ancak ete kemiğe büründüğünde yeniden inandırıcı olur” diyerek söylemlerle gerçek eylemler arasındaki çelişkilerin inananları uzaklaştırdığını vurguladı.
Piskopos ayrıca, kınanma korkusuyla kimliklerini gizlemek zorunda kalan eşcinsel rahiplerin sorununa da değindi. Kilise’yi bu izolasyonun üstesinden gelmeleri için onlara yardım etmeye çağıran Savino, en önemli şeyin cinsel yönelimden bağımsız olarak atama sırasında edilen yeminlere sadakat olduğunu vurguladı.
Sonuç olarak Savino, politikacıların medeni haklar ile sosyal hakları birbirine düşürme çabalarını kınayarak her ikisini de temel haklar olarak nitelendirdi. Ona göre, bu tür siyasi manipülasyonlara geri dönmek toplumu Avrupa tarihinin en karanlık dönemlerine sürükleme tehlikesi taşıyor.


