“Oğlanlara duyulan aşk kızlara geçti”: Ahmet Cevdet Paşa'nın 19. yüzyıl ortalarında İstanbul'un cinsel kültürüne dair tanıklığı
Kırım Savaşı ve yabancı bakışı Osmanlı elitinin aşk geleneklerini nasıl değiştirdi.
İçindekiler

Sultan II. Abdülhamit için yazdığı notlarda, Osmanlı tarihçisi ve devlet adamı Ahmet Cevdet Paşa, Tanzimat dönemi İstanbul’una dair çarpıcı bir tasvir bırakmıştır. Ona göre, eskiden güzel genç erkeklere (delikanlılara) açıkça ilgi duyan erkeklerin sayısı azalmaktaydı. Romantik ilgi kızlara yöneliyor ve dönemin önde gelen, nüfuzlu devlet adamlarından biri “yabancıların itirazları” nedeniyle genç erkeklere olan düşkünlüğünü gizliyordu.
Alıntı nereden geliyor
Ahmet Cevdet Paşa, 19. yüzyılın en önemli Osmanlı entelektüellerinden biriydi. Osmanlı İmparatorluğu’nda geniş çaplı devlet reformlarının yapıldığı Tanzimat döneminde tarihçi, hukukçu ve üst düzey bir bürokrat olarak görev yaptı. İmparatorluğun yönetiminde yer aldı, kanunların hazırlanmasında çalıştı ve devletin tarihini yazdı.
Son dönem tarihi-hatırat eseri olan Ma‘rûzât’ı özel olarak Sultan II. Abdülhamit için hazırladı. Eser, Tanzimat reformlarının ilanından 1876 yılındaki siyasi çalkantılara kadar geçen olayları anlatıyordu.
Aşk geleneklerinin değişimine dair bu ünlü pasaj, metnin başlarında yer alır. Birkaç paragraf öncesinde Cevdet Paşa lüksün artışını, saray kadınlarının yeni alışkanlıklarını, Kırım Savaşı (1853–56) sırasındaki parasal bolluğu ve İstanbul’da bulunan İngiliz ve Fransız askerlerini anlatır. Ardından hikâye şehrin cinsel kültürüne geçer.
Cevdet Paşa ne yazdı
Alıntının tam metni şu şekildedir:
“Zen-dostlar çoğalup mahbûblar azaldı. Kavm-i Lût sanki yere batdı. İstanbul’da öteden berü delikanlılar için ma’ruf u mu’tâd olan aşk u alâka, hâl-i tabî’îsi üzre kızlara müntakil oldu. Sultan Ahmed-i Sâlis zamanından berü mu’tâd olan Kâğıdhâne seyri ziyâde rağbet buldu. Gerek orada, gerek Bâyezid meydânında arabalara işâretlerle mu’âşaka usulü hayli meydân aldı. Küberâ içinde gulâmpârelikle meşhur Kâmil ve Âlî Paşalar ile anlara mensûb olanlar kalmadı. Halbuki Âlî Paşa da ecânibin i’tirâzâtından ihtirâz ile gulâmpâreliğini ihfâya çalışurdu.”
Tek bir alıntıda aynı anda birkaç olgu görülmektedir. Birincisi, görünürdeki erkek homoerotik kültürünün azalmasıdır. İkincisi, erkeklerin romantik kur yapma nesnesi olarak kadınlara yönelik artan ilgisidir. Üçüncüsü, kentsel ortamda flört etmenin yeni yollarının ortaya çıkmasıdır. Dördüncüsü, Osmanlı elitinin davranışları üzerinde yabancı bakışının yarattığı baskıdır.
Tarihçi Ezgi Sarıtaş, bu tür metinleri Osmanlı İmparatorluğu’nun heteronormalleşme sürecinin—yani toplumsal hayatta cinsiyetler arası ayrımın gözle görülür biçimde azaldığı ve cinsel partnerin cinsiyetinin cinselliği tanımlamada temel kriter haline geldiği modern bir normun oluşumunun—uzun soluklu bir parçası olarak değerlendirmektedir.
Mahbûb kelimesi “sevgili” anlamına gelir. Osmanlı şiirinde güzel ve kösesi çıkmamış genç bir erkeği ifade ederdi. Cevdet Paşa, anlamı delikanlılar kelimesiyle açıklığa kavuşturmaktadır; İstanbul’da “aşk ve alakanın” öteden beri onlara yöneldiğini belirtir.
Zen-dost kelimesi kadınlara ilgi duyan erkek anlamına gelir. Gulâmpâre kelimesi ise genç erkeklere yönelik cinsel çekimi üzerinden bir erkeği tanımlardı. “Lut Kavmi” ifadesi dini dilden gelir ve aynı cinsiyetten kişiler arasındaki ilişkilere giren erkeklere bir atıftır; zira Kur’an’a göre Hz. Lut (İncil’deki adıyla Lot), sapkın ilişkileri nedeniyle cezalandırılan Sodom ve Gomorra halkına gönderilmişti.
Anlatılan dönemde Osmanlı İmparatorluğu’nda nüfuz sahibi yetişkin erkekler kadınlarla evlenebilir, çocuk sahibi olabilir ve aynı zamanda genç erkeklere şiirler yazabilir, erkek güzelliğine hayranlık duyabilir, genç erkekler arasından cinsel partnerler arayabilir ve sosyal itibarlarını koruyabilirlerdi. Türkiye’de modern cinsel sınıflandırmaya geçiş, o dönemde yeni sosyal normların ve Avrupa etkisinin baskısı altında hızlanan tarihsel bir süreç oldu.
Kırım Savaşı ve yabancı bakışı
Alıntının Kırım Savaşı ile olan bağlantısı doğrudan birincil kaynakta mevcuttur. Cevdet Paşa, savaş sırasında Fransız ve İngiliz askerlerinin akın akın İstanbul’a geldiğini ve altını su gibi harcadıklarını yazar. Bu durum yaşam tarzında değişikliklere yol açmıştı: insanlar yeni alışkanlıklar ediniyor, lüks içinde yaşamaya çabalıyor ve yeni bir eğlence dünyasına dâhil oluyorlardı.
Cevdet Paşa bu baskıyı cinsel saygınlıktaki değişikliklerle ilişkilendirir:
“Halbuki Âlî Paşa da ecânibin i’tirâzâtından ihtirâz ile gulâmpâreliğini ihfâya çalışurdu.”
Eskiden çevredekilerce bilinen ve üst düzey bir erkeğin itibarının parçası haline gelen bir davranış, artık gizlilik gerektiriyordu. Yabancı bakışı, Osmanlı eliti için bir otokontrol unsuruna dönüştü.
Tarihçi Dror Ze’evi, Müslüman Osmanlı Toplumunda Arzu ve Aşk, 1500-1900 (Orijinal adıyla Producing Desire) adlı kitabında, 19. yüzyılda Ortadoğu’da açık cinsel söylemin yavaş yavaş nasıl ortadan kaybolduğunu anlatır. Medeniyete dair Avrupa menşeli fikirler, eskiden edebiyatta ve şehir hayatında serbestçe yer alan erkek cinselliği biçimlerinin marjinalleşmesine katkıda bulundu. Kırım Savaşı bu süreçte güçlü bir hızlandırıcı oldu.
Kızlar, arabalar ve yeni şehir romantizmi
Cevdet Paşa sadece tercihlerin değiştiğini ifade etmekle kalmaz, aynı zamanda başkentteki yeni aşkın tam olarak neye benzemeye başladığını da anlatır.
Tarihçi, kızlarla ilgili cümlenin ardından Beyazıt Meydanı ve Kâğıthane mesire yerinden bahseder. 19. yüzyılın ortalarında varlıklı ailelerin kadınları evlerinden daha sık çıkmaya ve şehre inmeye başladılar. Araba modası, onların hem göz önünde olmalarını hem de saygın bir mesafeyi korumalarını sağlıyordu.
Böylece İstanbul için yeni bir kur yapma ritüeli doğdu: sokak ortasında açıkça flört etmek ve işaretleşmek. Eskiden genç erkeklere yönelen ilgi, yerini yeni bir kamusal romantizme bıraktı. Osmanlı bürokratının gözünde, kızların mesire yerlerinde boy göstermesi, araba gezintileri ve soyluların cinsel ilgi alanlarının değişmesi, imparatorluktaki geleneksel yaşam tarzının geri döndürülemez bir biçimde nasıl değiştiğinin eşdeğer örnekleri haline geldi.
Bibliyografya ve kaynaklar
- Ahmed Cevdet Paşa. Ma‘rûzât. Hazırlayan Yusuf Halaçoğlu. İstanbul: Çağrı Yayınları, 1980.
- Delice, Serkan. “‘Zen-dostlar Çoğalıp Mahbûblar Azaldı’: Osmanlı’da Toplumsal Cinsiyet, Cinsellik ve Tarihyazımı.”
- El-Rouayheb, Khaled. Before Homosexuality in the Arab-Islamic World, 1500–1800 [Arap-İslam Dünyasında Eşcinsellikten Önce, 1500–1800]. Chicago: University of Chicago Press, 2005.
- Özsoy, Elif Ceylan. “Decolonizing Decriminalization Analyses: Did the Ottomans Decriminalize Homosexuality in 1858?” [Suç Olmaktan Çıkarma Analizlerini Sömürgeden Kurtarmak: Osmanlılar 1858’de Eşcinselliği Suç Olmaktan Çıkardı mı?]. Journal of Homosexuality 68, no. 12 (2021): 1979–2002.
- Sarıtaş, Ezgi. Cinsel Normalliğin Kuruluşu: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Heteronormatiflik ve İstikrarsızlıkları. İstanbul: Metis, 2020.
- Ze’evi, Dror. “Hiding Sexuality: The Disappearance of Sexual Discourse in the Late Ottoman Middle East” [Cinselliği Gizlemek: Geç Osmanlı Ortadoğusu’nda Cinsel Söylemin Kayboluşu]. Social Analysis 49, no. 2 (2005): 34–53.
- Ze’evi, Dror. Producing Desire: Changing Sexual Discourse in the Ottoman Middle East, 1500–1900 [Arzuyu Üretmek: Osmanlı Ortadoğusu’nda Değişen Cinsel Söylem, 1500–1900]. Berkeley: University of California Press, 2006. Türkçe çevirisi: Müslüman Osmanlı Toplumunda Arzu ve Aşk, 1500-1900, çeviren Fethi Aytuna (İstanbul: Kitap Yayınevi, 2008).


